Varlığımızın Amaçsızlığı ( Ne İçin Yaşıyoruz kitabından – J.G.Bennett )

Varlığımızın Amaçsızlığı
J.G.Bennett

Kişinin kendi varlığını yaratma amacı bencilce görünebilmesine ve bu nedenle de yaşamlarımızda önemli bir yer kaplamaya pek de lâyık görülmemesine rağmen, bu, gelecekteki nesli, yaraşır bir insan varoluşuna hazırlama zorunluluğu için söylenemez.

Önceki bölümlerin akışında, bir insandan, doğumundan itibaren hakkı olan seçme gücünü kullanmasının beklenebileceği şeyin elde edilmesi için çeşitli amaçlan tartışma fırsatım buldum, ilki olmak amacıdır, Gurdjieff için şu bir temel öneridir: Kendisini öyle yapmadıkça bir insan insan değildir. O, insan olma imkânı olan düşünen bir hayvandır. O, eğer kullanırsa, onu gerçek özgürlüğü elde etmeye muktedir kılacak yeterli seçme gücü olan,bir tutsaktır. Bağımsız hür bir birey olmalıdır. Eğer olduğu ile olabileceği arasındaki tezatı görebilirse olma için bir açlık hissetmeye başlayabilir ve bundan en azından bir sabit, sürekli amaç çıkar.

Çağdaş kadın ve erkekler için, hemen hiç istisnasız böyle bir amaç mevcut değildir ve olmasından şüphe bile edilmez. İnsan muğlak korkular ve ümitleriyle olduğu gibi yaşar ve olduğu gibi ölür ama olmak anlamında kendini yaratmak için ihtiyaç deneyimi ve amaç netliği onda yoktur.

Kişinin kendi varlığını yaratma amacı bencilce görünebilmesine ve bu nedenle de yaşamlarımızda önemli bir yer kaplamaya pek de lâyık görülmemesine rağmen, bu, gelecekteki nesli, yaraşır bir insan varoluşuna hazırlama zorunluluğu için söylenemez. Çoğu ebeveyn ve öğretmenlerde bu zorunluluğu yerine getirme arzusu mevcut olabilmesine rağmen, bunun neyi içerdiğini ve bunu yapma gücünün tamamıyla bulunmadığını anlamanın mümkün olmadığını göstermeye çalıştım. Yaraşır bir yetişkin yaşam için en gerekli olan tüm şeyler ya ihmal edilmiş ya da ümit edilenin oldukça tersinde sonuçlar ortaya çıkaracak şekilde cahillik ve yanlış anlama ile takip edilmiştir.Çocukları yetişkin olarak hayata hazırlama görevindeki genel çaresizlik pratik yaşam için faydasız ama yine de onların başarısızlıklarını insanlardan gizleyen şeylerin öğretimine hemen hemen tamamen yönlendirilmiştir, doğrudur, eğitim sistemlerinin gittikçe artan karmaşıklığı içinde gözden kaybolmuştur.

Ancak belirgin felâketler olduğunda anne babalar çocuklarına yaptıkları kötülüklerden pişmanlık duyarlar. Zarar, çoğu kez, dikkat edilmeksizin geçer ve anne babalar çocuklarına “iyi bir eğitim” vermek için yaptıkları fedakârlıklarla övünürler.

İnsan, evren ve ikisi arasındaki ilişkiler hakkında geçerli bilginin elde edilmesi meşru ve gerçekten asil bir amaçtır ve bazı insanlar tarafından çoğu dönemlerde hararetle takip edilmiştir. İzole edilmiş detaylarla ilgili çalışmalarımızla meşguliyetimizden ve sonuçları teknoloji alanında tesadüfi başarılar açısından değerlendirme eğilimimizden dolayı, gerçek objektif bilim amacı modern zamanlarda tamamen kaybolmuştur. İnsan, refahı için belirleyici olan bilgi dallarında, yani ne olduğu, hangi amaca hizmet etmek üzere yaratıldığı ve onun kaderini yerine getirmeyi mümkün kılacak ne gibi yolları kullanması gerektiği bilgisi hakkındaki ilgisini hemen hemen tamamen yitirmiştir.

Bu kitabın adındaki mevcut “Ne İçin Yaşıyoruz?” sorusunu cevaplama amacı zaman zaman birçok insanın zihninde gayri muntazam bir biçimde doğabilir ama bunun çok az sayıdaki kişi için hararetle bahsedilen bir mesele olduğu cevaplanmalıdır.

Sorunun bilgi yoluyla değil, güven yoluyla cevaplanabilecek bir soru olduğunu; soruya cevabın Tanrı’ya hizmet etmek ve onun dileğini yapmak olarak dinde verildiğini söyleyenler vardır. Bu tapınmadır ve tapma yoluyla kutsallaştırmaktır. Birçok insan tarafından şu kanaate varılmıştır ki, insanlığın sürüklendiği tehlikeli durumun sorumlusu böylesine bir amacın, büyük çoğunluktaki insanlar arasında, mevcut olmayışıdır. Önceki bölümlerde bunun sorumlusunun, hiç de küçümsenmeyecek bir biçimde, büyük din kurucuları­nın kayıtlı öğretilerinde açıkça belirtilen talebi kendi hayalleriyle bozup sulandıranlar olduğunu göstermeye çalıştım. Kâğıt üzerindeki din ya da yarı gönüllü din hiç de din değildir.

Genel karakter amaçlarını bir tarafa bırakarak insanların tüm kalpleriyle, egoistçe olmayan bir istekle hizmet etmeleri beklenebilecek özel amaçlar da düşünebiliriz.

Böyle bir amaç savaşın kaldırılmasıdır ve gerçekten bugün, şevkle, bağlılıkla kendilerini yalnız başlarına ya da değişik kuruluşlar aracılığıyla bu görevin başarılmasına hazırlayan pek çok insan vardır.

Düşünen her insan için o kadar iğrenç ve başkaları değil de tam da içinde yer alan insanlar için öylesine anî felâket getirici böyle bir olgunun kontrol edilmeksizin devam etmesi basit terimlerle açıklanamayan bir sırdır. Tarihte her devirde olduğu gibi bugün de kendini gösteren savaşta, iç savaşta ya da ihtilâlde olsun, silâhlı çatışmayı önlememe beceriksizliğimiz insanlığın kaderini kararlaştırmak için çalışan güçlerden habersizliğimizin en ikna edici bir gösterisi olarak kabul edilmelidir.

Bizim yaşam süremizde savaşın dehşetini yaşamış tüm ülkelerde her on kişiden biri, geri kalan dokuzunun kendi isteklerine düşkünlük konusunda harcadıkları enerjiyi savaşı önlemeye adaşa, tüm insanlık tarihi başka olurdu. Gelecek savaşta tatsız bir biçimde yok olmaya mahkûm olanlar geleceği görebilseler ve onların gayretleri ile savaşların önlenebileceğini anlasalar, belki de o zaman gerekli işleri yapmak için zorlamayı hissedeceklerdi. Ne yazık ki, hiç kimse gerçeği görmez ve savaşı önleme amacı bir avuç çılgın ve meraklının zaman geçirme faaliyeti olur.

Tüm bu amaçlar insan yaşamında o kadar küçük bir rol oynuyorlarsa eğer, sıradan erkek ya da kadının baskın güdüleri nelerdir? Her şeyden önce günün büyük bölümü hayvan bedeninin basit gereksinimleri ile, uyumak, yemek ve yiyecek, giyecek ve barınma temin etme işiyle geçmektedir. Yaşamlarının bu bölümü söz konusu olduğu sürece, bir hayvanın sahip olamayacağı içsel deneyim veya varlıklarını geliştirme açısından bazı ilâve değerler edinmedikçe kadınlar ve erkekler hayvanlardan farklılık göstermezler. Hayvanlar yi­yecek ararlar; uykuda bedenlerini dinlendirirler ve Gurdjieff’in öğretisine göre ikinci temel varoluş tarzının amacı olan maddenin genel transformasyonuna hizmet için gerekli fonksiyonların tümünü yerine getirirler.

Aynı şekilde insan da yer ve yenir ve bunu yaparken tüm diğer hayvanlar gibi tam olarak genel amaca hizmet eder. Bu amaçtan kaçamaz ve bütününde ister sözde ilkel insan ya da medenî insan olsun; ister Asyalı, Avrupalı ya da Amerikalı olsun, ona adadığı enerji ve toplam zamanın oranında pek önemli bir farklılık yoktur.

İnsanın kendisi ile yalnızca bir hayvan arasında farklılık yaratabileceği iki yol vardır. İlki gerekli hayvan fonksiyonlarını yerine getirmedeki tarzı ve ikincisi hayvan ihtiyaçlarını gerektirdiğinin ötesinde kullanımındaki zaman ve enerjiden yararlanmaktır. Bunlar tek basma sürebilir ama daha sıklıkla aile yaşam çevresinde sürerler. İnsan ailesi hayvan ailesi ile nasıl kıyas kabul eder? Hiç kimse onun hayvanca bir varoluşu kat kat aşan imkânlar sakladığını inkâr etmez ancak, bu imkânlar ne ölçüde gerçekleştirilir?

Hemen hemen istisnasız bir şekilde hayvanlar ailesinde ister sürekli olarak beraber yaşayanlar arasında olsun ister beraberlikleri yalnızca mevsimine göre karar verilenler arasında olsun, sınırlı da olsa, yine de hemen neredeyse tam olan bir amaç birliği ve uyum vardır. Kendilerini esirgemeksizin çiftleşme mevsiminde hayvanlar ve kuşlar, gerçekten enerjilerinin tümünü gelecek nesli üretmek ve hazırlamanın ağır işine ayırırlar. İzlenebilen öylesine çekişme ve kavgalar, öylesine yumuşaklık ve sertlik, aşikâr bir biçimde bir çeşit biyolojik amaca hizmet ederler.

İnsan ailelerinde, özellikle medenî insanlar arasında, hayvan yaşamında bulunmayan ya da hemen hemen bulunmayan birçok uygunsuz özellikler, insan yaşamının amacını yıkma ve bozma eğilimindedirler. Kıskançlık, haset, taraflılık, şüphe, sahiplenme, güç için istek, tembellik, sorumluluktan kaçma ve tüm diğer bencillik dışavurumları değişen derecelerle tüm insan ilişkilerine -kan bağlarını hariçte bırakmadan- karışırlar. Ölüm noktasına kadar bile bir taraf kendini feda gibi aile yaşamlarında en çok hayranlık duyduğumuz şeyleri hayvanlar, kuşlar, hatta balıklar arasında bile rastlamıyor muyuz?

Kuşların en mini minisi çit kuşu
Yavruları yuvada, dövüşür baykuşa karşı.

Bütün bunlar o kadar sık ve o kadar iyi ifade edilmişlerdir ki, insanın kendi özsaygısına yaramayanı hissetmeyi, görmeyi durdurabileceği karakteristik gücü oyuna dahil ederler. İnsan ailesi yalnızca hayvansal varlığına hizmet etmekten daha yüksek bir amaç için birleşmedikçe hayvanlarınkinden daha yüksek bir değer talep edemeyeceği noktayı tespit etmemiz gerekmektedir.

Yiyecek, giyecek ve barınma gibi yaşam ihtiyaçlarının sağlandığı olguya dikkatimizi çevirirsek, onun yalnızca bir ihtiyaç olarak yapılışı ile kendini ifade ve kendini yaratma aracı olması ile kullanımı arasındaki ayrımı yapmalıyız. İşte burada modern dünya sefil bir şekilde lanetlenmiş olarak durmaktadır. Erkek ve kadınların her ikisi için de, çok büyük çoğunluktaki insanlar için günlük işleri ne biri ne de ötekidir. İstemeden ya da mekanik olarak ihtiyaç ve otomatikleşmiş alışkanlık zorunluluğu altında yerine getirilir. Zorunlulukla güdülenmeyen oldukça az sayıdaki bireyler için iş yapma güdüleri genellikle daha da az övgüye değerdir.

Bireysel hırs ve güç için veya çeşitli arzuları tatmin etme yolları için istek çok büyük rol oynar. Bunları açık bir biçimde mevcut olmadığı yerlerde bile -özellikle modern çağlarda- özellikle düşünceyi ve hemen her insanoğlunda çok derin ve çok gerçek olan bir şeyden doğan “Ne için yaşıyorum ve varlığım gerçekten neyin amacına hizmet ediyor?” sorusunu boğmak, bastırmak ve işi kendi kendisi takdir etmek eğilimi vardır.

Bunlarda, kendimizi aldatma konusundaki insan kapasitemiz harika bir biçimde gözler önüne serilmektedir. Güçlerini kullanmaları gereken amacın iyice anlaşılmasıyla yüksek yetenekteki kadın ve erkekler, büyük organizasyonlar kurmada, materyal zenginliği üretme araçlarım çoğaltmada, binler ya da milyonlarca başka insanların hayatlarını yönetmede çok değerli bir şey yaptıklarına kendilerini inandırmada başarılı olabilirler. Eğer onlara tüm aktivitelerinin insan acılarının toplamım azaltmada, savaş felâketini önlemede ya da daha belirginleştirirsek, insan yaşamını daha yüksek bir deney ve anlama seviyesine yükseltmede hiçbir işe yaramadığı gösterilirse, ya hiddetlenirler ya da ümitsizce, yapabilecekleri daha iyi bir şeyleri olmadığını söyleyerek protesto ederler.

Bu arada insan işinin genel mekanizasyonu süratle ilerlemektedir. Günlük çalışmada neşe kaybolmaktadır, kaçınılmaz olarak bunun eşliğinde de, dünyanın sanayi ülkelerinde seyahat eden herhangi bir kimsenin korku ve endişeyle mutlaka farkına varacağı duygusuzluk ye aldırmazlık artmaktadır. Birkaç küçük topluluk -ki yaşamları dünyanın geri kalanına kaybolan değerli bir şeyin hatırlatıcısı olarak hizmet etmelidir- dışında, bir tapınma hareketi olarak çalışmak unutulmuş ve alay edilen bir kavram hâline gelmiştir.

Son olarak boş zamanı değerlendirmeye (öyle deniyor) geliyoruz. Herhangi bir yerde olacaksa burada, insanın mağrur adına eklenecek gerçek anlamı bulmayı ümit edebiliriz. Hayvansal doğamızın üstümüze yüklediği fonksiyonları yerine getirdikten soma insan doğamızın şamm göstermek için hür oluruz. Kalbim daha fazlasını yazmama dayanmıyor çünki benim kadar, okuyucu da, acı veren biçimde söylenecek acıklı öykünün farkında olmalı. En azından boş zaman, yaratıcı ve kendini ifade için fırsat olmalıdır. Gerçekte çok daha fazlası olmalıdır; bir insanın ellerine aldığı işi üstlenme aracı olmalıdır. Bu asil iş, kendi varlığını yaratma ve ilâhî amacın gerçekleştirilmesinde aktif bir katılımcı olarak yaratıcısının ümitlerini en sonunda yerine getirebilmeye uygun olmak üzere evrene olan borcunu ödemektir.

Bir erkek ne yapar? İşten çıkıp eve gider, çoğu kez ailesiyle kavga eder, bazen müsamaha ile çocukların huylarını bozar ya da yarı yarıya şuursuz pasif bir durumda radyo dinler, TV izler ya da içki içerek yerel bir barda dedikodu yapar. Cumartesi günleri olur da dışarı çıkarsa, bu, aynı biçimde pasif olarak bir futbol maçını seyrederek oturmak ya da yarışlarda bahse girip kumar oynama heyecanını tatmak içindir.

Karısının, her durumda, o kadar az boş vakti vardır ki, ona bunu nasıl geçirdiğini sormak pek âdil olmayacaktır. Daha çok parası ve daha çok boş vakti olardan düşünürsek, çok kez onları ya duyularım kaybetmiş olarak zevk almadan içerken, ya da eski Romalıların kullandıklarından pek de daha nazik olmayan tesadüfi seks maceralarına dalmış olarak görürüz. Olsa olsa anlamadıkları şeyleri konuşurlar, gördükleri bir oyunu (her durumda da tartışmaya değer olmayan) veya okudukları bir kitabı (her durumda okumaya değmeyecek) tartışırlar. Tümü de, sınıf farkı gözetmeden, zamanı “öldürme” için büyük modern icatta, sinemada, birleşirler.

Tüm bu iç karartıcı pasifliğe karşı, pek tabiî ki, reaksiyonlar vardır. Bazıları kendi üzerinde çalışma için fırsatlar bulurlar; diğerleri bazı iyi sebeplere adanmış çeşitli organizasyonlarda çalışırlar. Ancak tam da bu tepkilerde tüm durum trajedisi apaçık hâle gelir çünki kendi varlıklarının anlamsızlığıyla tatmin olmayanlar bile, gerçekten kendi benliklerine ya da insan yaşamında daha iyi bir durumu yaratmaya dair gerçekten yaratıcı bir şey bulamamaktadır. Niyetlerinin mükemmelliği ve gelecekteki kârlı amaçların takip edilmelerindeki sevk unsuru, yalnızca, gerçekten insanda hayvansal varlığınınkinden daha yüce bir amacın hizmetine talip olan bir şey olduğunu göstermeye ve bunu nasıl yapacağımız hakkındaki anlayışımızı kaybettiğimizi belirtmeye hizmet ederler.

( Ne İçin Yaşıyoruz – J.G.Bennett )

Facebookta paylaş

Belki bunlarda ilginizi çekebilir:

  1. İnsan Düşünen Hayvan Ya da Mantıklı Varlık ( Ne İçin Yaşıyoruz kitabından – J.G.Bennett )
  2. Bilim ve Felsefe Erdemsizlik Kaynağı ( Ne İçin Yaşıyoruz kitabından – J.G.Bennett )
  3. Eğitim – İnsanlar Ruhlarından Nasıl Yoksun Bırakılırlar? ( Ne İçin Yaşıyoruz kitabından – J.G.Bennett )
  4. Balkan Harbi ve Yunanistan’ın Ege Adaları’ndan Bazılarını İşgal Etmesi
  5. Yol savaşçıları için hava boşluğu (OSHO YOĞUN TEMPOLU İNSANLAR İÇİN MEDİTASYON KİTABINDAN)
  6. Düğümleri çözmek, içte sükunete kavuşmak için aktif meditasyonlar (OSHO YOĞUN TEMPOLU İNSANLAR İÇİN MEDİTASYON KİTABINDAN)
  7. ERİŞME KONTROLSUZ ÇOK-ŞERİTLİ YOLLAR İÇİN HESAP YÖNTEMLERİ
  8. maneviyatı aydınlatmak (OSHO YOĞUN TEMPOLU İNSANLAR İÇİN MEDİTASYON KİTABINDAN)
  9. HİZMET SEVİYESİ İÇİN İŞLETME KOŞULLARI